Ken Robinson: Do schools kill creativity:
If you're not prepared to be wrong, you'll never come up with anything original.
The unedited voice of a person :
...if you know history, the most important ideas often are the unpopular ones.
What there is always a shortage of ... is courage to say the exceptional thing, to be an individual, to stand up for your beliefs, even if they aren't popular.
Power Laws, Weblogs, and Inequality:
In systems where many people are free to choose between many options, a small subset of the whole will get a disproportionate amount of traffic (or attention, or income), even if no members of the system actively work towards such an outcome. This has nothing to do with moral weakness, selling out, or any other psychological explanation. The very act of choosing, spread widely enough and freely enough, creates a power law distribution.
A Group Is Its Own Worst Enemy:
The likelihood that any unmoderated group will eventually get into a flame-war about whether or not to have a moderator approaches one as time increases.
Bonus 1: Hans Rosling: Myths about the developing World
Bonus 2: Gapminder.org
Thursday, August 09, 2007
Sunday, June 24, 2007
Biophilia
Bu sabah evde küçük bir böceği can havli ile bir yerlere kaçmaya çalışırken gördüm. Böceği izleyip hareketlerini inceleyince ilk düşüncem olan terlikle öldürme fikri çabucak uçuverdi. İşin kötü yanı artık kalorifer böceklerini bile öldüremiyorum, öylece melül melül bakıyorum. Yakında ortam yaşanmaz duruma gelecek!

Sanırım ben biophilia'dan muzdaribim (yaşamı ve yaşayan sistemleri sevmek). Herşeyi ilginç buluyorum, ilginç bulduğum şeyleri de korumak, incelemek istiyorum. Bana bir karınca yuvası gösterin, saatlerce kıpırdamadan izleyebilirim. Çocukken bu özelliğim ailemin işine gelirdi, çünkü beni eğlendirmek çok kolaydı. Sadece "Şamil bak, karınca" demek yeterdi, bütün gün kimseye yük olmazdım ;)
Normal insanlar benim böceklere düşkünlüğümü ve daha pek çok şeyi garipsiyorlar. Asıl benim böyle olmamak tuhafıma gidiyor çünkü etraftaki bu kadar enteresan şeyden bi haber insanlar nasıl yaşamlarını sürdürüyorlar, sıkıntıdan ölmüyorlar, anlayamıyorum.
Sanırım ben biophilia'dan muzdaribim (yaşamı ve yaşayan sistemleri sevmek). Herşeyi ilginç buluyorum, ilginç bulduğum şeyleri de korumak, incelemek istiyorum. Bana bir karınca yuvası gösterin, saatlerce kıpırdamadan izleyebilirim. Çocukken bu özelliğim ailemin işine gelirdi, çünkü beni eğlendirmek çok kolaydı. Sadece "Şamil bak, karınca" demek yeterdi, bütün gün kimseye yük olmazdım ;)
Normal insanlar benim böceklere düşkünlüğümü ve daha pek çok şeyi garipsiyorlar. Asıl benim böyle olmamak tuhafıma gidiyor çünkü etraftaki bu kadar enteresan şeyden bi haber insanlar nasıl yaşamlarını sürdürüyorlar, sıkıntıdan ölmüyorlar, anlayamıyorum.
Taze kafkas müziği
İki yeni kafkas parçasını jamglue sayfama yükledim. Parçalar Mezdeug (%15 yavaşlatılmış) ve Şımt (%20 yavaşlatılmış). Dinlensin, şenlenilsin...
Friday, June 15, 2007
Friday, June 01, 2007
Yaz geldi
Yaz kriterim olan evden sabah tişörtle çıkabilmeyi bu yıl 18 Mayıs'ta gerçekleştirdim. Geçen yıl 25 Mayıs'ta gelmişti yaz. Bugün de sabah hava gayet sıcak olmasına rağmen akşama doğru epey bir yağmur ve rüzgar vardı, millet biraz sefil oldu.
Sunday, May 27, 2007
Cercis ve Konaytere
Bu aralar Gücük'ün tanınan simalarından Erdoğan Demirci yanımdaydı. Kendisine Gücüksu'nun ilk demircisi olan Cercis'in Konaytere'ye (Quneitra) nasıl gittiğini sordum.

Hikaye şöyle:
Kafkas göçleri sırasında Cercis ve erkek kardeşi Karadeniz'den gemiyle geçerek Balkanlar'dan Osmanlı topraklarına girer. Bu sırada kardeşi ile yolları ayrılır ve kardeşinden bir daha haber alamaz. Sanırım gençlik çağlarındadır. Cercis Maraş'ın zeytin bölgesinde demircilik yapıp para kazanır, çoluk çocuğa karışır ve oralarda arazi sahibi olur. Neden bilinmez, bugün Suriye, Lübnan ve İsrail arasında yer alan (ve 1973'te büyük oranda tahibat yaşamış olan) Konaytere'ye yerleşir. Bir zaman sonra orada görüştüğü birisi Maraş'ın verimli bir yer olduğunu söyleyip geri dönmesini öğütler. Cercis de Zeytin civarına geri döner. Teybi gene ileriye doğru hızlı sararsak, Selimbi Cercis'i Gücük'e gelmeye ikna eder. Cercis bir macera insanı anladığım kadarı ile. Erdoğan Cercis'in torununun torunu oluyor galiba.

Not: Resimde benimle Erdoğan arasında üçüncü bir kişi daha vardı. PaintShop Pro'daki clone brush ile onu sildim, sadece bardaklardaki yansımasına dokunmadım. Nasıl ama, anlaşılmıyor değil mi ;)
Hikaye şöyle:
Kafkas göçleri sırasında Cercis ve erkek kardeşi Karadeniz'den gemiyle geçerek Balkanlar'dan Osmanlı topraklarına girer. Bu sırada kardeşi ile yolları ayrılır ve kardeşinden bir daha haber alamaz. Sanırım gençlik çağlarındadır. Cercis Maraş'ın zeytin bölgesinde demircilik yapıp para kazanır, çoluk çocuğa karışır ve oralarda arazi sahibi olur. Neden bilinmez, bugün Suriye, Lübnan ve İsrail arasında yer alan (ve 1973'te büyük oranda tahibat yaşamış olan) Konaytere'ye yerleşir. Bir zaman sonra orada görüştüğü birisi Maraş'ın verimli bir yer olduğunu söyleyip geri dönmesini öğütler. Cercis de Zeytin civarına geri döner. Teybi gene ileriye doğru hızlı sararsak, Selimbi Cercis'i Gücük'e gelmeye ikna eder. Cercis bir macera insanı anladığım kadarı ile. Erdoğan Cercis'in torununun torunu oluyor galiba.

Not: Resimde benimle Erdoğan arasında üçüncü bir kişi daha vardı. PaintShop Pro'daki clone brush ile onu sildim, sadece bardaklardaki yansımasına dokunmadım. Nasıl ama, anlaşılmıyor değil mi ;)
Sunday, May 20, 2007
İzlenesi TV programları
Benim Pazar günleri BBC Prime'da sürekli izlediğim ve şiddetle tavsiye edeceğim programlar (Türkiye saati ile):
13:00 - Life in the undergrowth: Pirimiz David Attenborough tarafından sunulan böceklerin fantastik dünyası. Sözle anlatılabilemez, mutlaka izlenmelidir.
16:00 - Boss women: İngiltere'de önemli yerlere gelmiş kadınların hikayesi
20:00 - Child of our time: 2000 yılında doğan 25 çocuğun 20 yıl boyunca izlenmesi sonucu ortaya çıkan çocuk gelişimi ilr ilgili belgesel. Biz yetişkinlerin de pek çok değerimizi sorgulamamız için güzel bir fırsat. Sunan bir başka pirimiz olan Robert Winston.
21:00 - Seven wonders of the industrial world: Endüstri devrimindeki önemli eserler ve olaylar.
22:00 - Ray Mears' extreme survival: Ray Mears abimiz yaşanmış olaylardan yola çıkarak zor koşullarda hayatta kalmanın ipuçlarını sunuyor.
23:00 - Phobias: Nadir görülen fobilerle ilgili program. Misal geçen hafta bacaklarını kendisinin bir parçası gibi görmeyip kesilmesini isteyen insanlar vardı. Eğitici değerden çok enteresanlık değeri yüksek.
Bu BBC'ye acaip müteşekkirim, Pazar günü öğleden sonrama eğlence ve bilgi kattığı için.
Salı günler Kanal24'te saat 20:15-21:15 - Yuvarlak masa: Mehmet Altan tarafından sunulan güncel siyasi-sosyolojik olaylarla ilgili program.
Genel izlence olarak da Discovery, National Geographic ve NBA TV'yi tavsiye ederim.
Var mı tavsiye edebileceğiniz hoş programlar?
13:00 - Life in the undergrowth: Pirimiz David Attenborough tarafından sunulan böceklerin fantastik dünyası. Sözle anlatılabilemez, mutlaka izlenmelidir.
16:00 - Boss women: İngiltere'de önemli yerlere gelmiş kadınların hikayesi
20:00 - Child of our time: 2000 yılında doğan 25 çocuğun 20 yıl boyunca izlenmesi sonucu ortaya çıkan çocuk gelişimi ilr ilgili belgesel. Biz yetişkinlerin de pek çok değerimizi sorgulamamız için güzel bir fırsat. Sunan bir başka pirimiz olan Robert Winston.
21:00 - Seven wonders of the industrial world: Endüstri devrimindeki önemli eserler ve olaylar.
22:00 - Ray Mears' extreme survival: Ray Mears abimiz yaşanmış olaylardan yola çıkarak zor koşullarda hayatta kalmanın ipuçlarını sunuyor.
23:00 - Phobias: Nadir görülen fobilerle ilgili program. Misal geçen hafta bacaklarını kendisinin bir parçası gibi görmeyip kesilmesini isteyen insanlar vardı. Eğitici değerden çok enteresanlık değeri yüksek.
Bu BBC'ye acaip müteşekkirim, Pazar günü öğleden sonrama eğlence ve bilgi kattığı için.
Salı günler Kanal24'te saat 20:15-21:15 - Yuvarlak masa: Mehmet Altan tarafından sunulan güncel siyasi-sosyolojik olaylarla ilgili program.
Genel izlence olarak da Discovery, National Geographic ve NBA TV'yi tavsiye ederim.
Var mı tavsiye edebileceğiniz hoş programlar?
Subscribe to:
Posts (Atom)
