According to (pdf) NASA Manager's Handbook, [p.3-4, Table 3-4], the effort ratio between 10 years experience and 1 year experience is 2.6/0.5 = 5.2. It means that a single experienced individual is on the average 5 times as productive as a novice. Areas where experience is useful:
* Clarifying the problem definition, solving the right problem. During this phase you sometimes even see that there is actually no problem or that the problem is unsolvable. So you don’t waste time.
* Choosing the right approach/tools to solve the problem. Examples:
** For derivation of equations is the Newtonian or the Lagrangian approach more appropriate?
** Should we write the equations as vectors or should we use scalar components?
** Matlab vs C++
** Looking it up on the internet vs writing from scratch
* Knowing the right resources/people to summon/query
* Reusing you own documents/code written previously
* Getting things done due to personal power
* Minimizing blunders and information loss through disciplined data/knowledge management (source control, detailed documentation etc.)
* Being more productive with the choosen programming language.
** Knowing the language capabilities
** Knowing critical test cases; common pitfalls (floating point comparisons etc.)
* Being able to interpret analysis results, especially deviations from normal/expected.
Monday, September 07, 2009
Farkındalık
Aşağıdaki videoyu görmüşsünüzdür:
Dikkatiniz belli bir konu üzerindeyken başka şeyleri farketmek zordur. Sözü bir belgede veya kodda hata aramaya getireceğim: Zaman zaman bariz bir şekilde gözümüzün önünde duran hataları göremez oluruz. Böyle durumlarda uygulanabilecekler:
* Başka birisinin belgeyi/kodu incelemesini sağla, seninle aynı şeylere konsantre olmayabileceğinden konsantrasyon körlüğü gerçekleşmeyebilir.
* Başkasına belgede yazanları anlat. Anlatırken hataların farkına varılabiliyor.
* Eğer başkasını bulamıyorsan kafanda geçenleri yaz, yazma eyleminin kendisi düşüncelerini toparlamanı sağlar.
Daha fazla hata arama yöntemi için bkz. Debugging 101
Dikkatiniz belli bir konu üzerindeyken başka şeyleri farketmek zordur. Sözü bir belgede veya kodda hata aramaya getireceğim: Zaman zaman bariz bir şekilde gözümüzün önünde duran hataları göremez oluruz. Böyle durumlarda uygulanabilecekler:
* Başka birisinin belgeyi/kodu incelemesini sağla, seninle aynı şeylere konsantre olmayabileceğinden konsantrasyon körlüğü gerçekleşmeyebilir.
* Başkasına belgede yazanları anlat. Anlatırken hataların farkına varılabiliyor.
* Eğer başkasını bulamıyorsan kafanda geçenleri yaz, yazma eyleminin kendisi düşüncelerini toparlamanı sağlar.
Daha fazla hata arama yöntemi için bkz. Debugging 101
Vector vs Scalar Expressions
Consider the well known Euler’s equations expressed in the body fixed frame:

In this vector form, there are a total of five operations (one derivative, two multiplications, one cross product and one addition)
If we choose to use scalar equations:

Here we have 30 multiplications, 21 subtractions and 3 additions, which add up to 54 operations. As you see, expressing equations in vector form yields 10 times less complication. It is easier to review, find errors and code vector equations. You only need code for vector/matrix multiplication, addition and cross products (they can be easily found on the internet).

In this vector form, there are a total of five operations (one derivative, two multiplications, one cross product and one addition)
If we choose to use scalar equations:

Here we have 30 multiplications, 21 subtractions and 3 additions, which add up to 54 operations. As you see, expressing equations in vector form yields 10 times less complication. It is easier to review, find errors and code vector equations. You only need code for vector/matrix multiplication, addition and cross products (they can be easily found on the internet).
Saturday, September 05, 2009
Kitap: The Fall of Constantinople 1453
Tarihin, özellikle de resmi versiyonlarının yalanlarla dolu olduğunu gördükten sonra bilgilenmek için en mantıklı yolun mümkün olduğunca farklı kaynaklardan yararlanmak olduğunu gördüm. Bu bakış açısı ile okuduğum History Lessons: How Textbooks Around The World Portray U.S. History ufuk açıcıydı. Farklı görüşler için wikipedia'daki tarih yazıları da önemli bir kaynak.
Tarih okumaları serimizin bugünkü kitabı The Fall of Constantinople 1453. Kitap bizdeki tabiri ile İstanbul'un fethini, batıdaki tabirle Konstantinapolis'in düşüşünü anlatıyor. Batının tarih kaynakları üzerinden sosyal, politik ve askeri konularda güzel ayrıntılar veriyor. Tadı bana Amat'ı hatırlattı.
Kuşatmanın kolayca gerçekleştiği kanısındaydım. Kitabı okuyunca ne kadar zahmetli ve ne kadar trajik olduğunu gördüm. Konstantinapolis'lilerin çaresiz fakat kahramanca direnişlerini gözlerim yaşararak izledim. "Bashi-bazouk"lar arasına karışıp aman vermeden kale duvarlarına hücum ettim. Fatih'in yanında sabırsızlık ve öfkeyle atımı denize sürdüm. Halil Paşa'nın ızdırabına ortak oldum. Konstantin ve Teophilus'la birlikte "bugüne şahit olmaktan ölüm yeğdir" diyerek kapılardan içeri dalan Osmanlı'nın üzerine dört nala sonsuzluğa koştum.
Ne müthiş bir film olurdu Konstantinapolis'in düşüşü... Biraz Kingdom of Heaven ve 300 Sparta'lı karşımı... Bizi biraz kızdırırdı "gavurlar bizi kötü göstermiş" diye ama çok etkliyici olurdu. Hele şu ifadede anlatılan sahne olursa:
Tarih okumaları serimizin bugünkü kitabı The Fall of Constantinople 1453. Kitap bizdeki tabiri ile İstanbul'un fethini, batıdaki tabirle Konstantinapolis'in düşüşünü anlatıyor. Batının tarih kaynakları üzerinden sosyal, politik ve askeri konularda güzel ayrıntılar veriyor. Tadı bana Amat'ı hatırlattı.
Kuşatmanın kolayca gerçekleştiği kanısındaydım. Kitabı okuyunca ne kadar zahmetli ve ne kadar trajik olduğunu gördüm. Konstantinapolis'lilerin çaresiz fakat kahramanca direnişlerini gözlerim yaşararak izledim. "Bashi-bazouk"lar arasına karışıp aman vermeden kale duvarlarına hücum ettim. Fatih'in yanında sabırsızlık ve öfkeyle atımı denize sürdüm. Halil Paşa'nın ızdırabına ortak oldum. Konstantin ve Teophilus'la birlikte "bugüne şahit olmaktan ölüm yeğdir" diyerek kapılardan içeri dalan Osmanlı'nın üzerine dört nala sonsuzluğa koştum.
Ne müthiş bir film olurdu Konstantinapolis'in düşüşü... Biraz Kingdom of Heaven ve 300 Sparta'lı karşımı... Bizi biraz kızdırırdı "gavurlar bizi kötü göstermiş" diye ama çok etkliyici olurdu. Hele şu ifadede anlatılan sahne olursa:
[p.137] Wave after wave of these fresh, magnificient and stoutly armoured men [Janissaries] rushed up to the blockade, to tear at the barrels of earth that surmounted it, to hack at the beams that supported it, and to place their ladders against it where it could not be brought down, each wave making way without panic for its successor. The Christians were exhausted. They had fought with only a few minutes' respite for more than four hours; they had fought with desperation, knowing that if they gave way it would be the end. Behind them in the city the church bells were clanging again, and a great murmur of prayer rose to heaven....ve filmin bitişi şöyle olsa:
[p.191] They remembered that dreadful Tuesday, a day that all true Greeks still know to be of ill omen; but their spirits tingled and their courage rose as they told of the last Christian Emperor standing in the breach, abandoned by his Western allies, holding the infidel at bay till their numbers overpowered him and died, with the Empire as his winding-sheet.Kitap son derece akıcı bir dille yazılmış, bir macera filmi seyreder gibi, 11 saat aralıksız okuyarak bitirdim (256 sayfa). 11 saat vakit ayırabilmemi Amerika uçak yolculuğuna borçluyum, duraksamadan kitap okuma rekorumu kırdım. Sadece duygularımın had safhaya çıktığı anlarda sükûnet molaları verdim, yoksa hostesler bende bir sorun olduğunu düşünebilirlerdi.
Vector derivative and reference frames
Thursday, September 03, 2009
Akşam sohbetleri
İsmayil DK: (okuduğu kitaptan başını kaldırır) Ya insanlar otonom gibi kelimeler kullanıyorlar, sinir oluyorum!
İsmayil ŞK: Niye ki? Otonom kendi kendine karar veren demek.
İsmayil DK: Ya ben sevmiyom öyle ingilizce kelime...
İsmayil ŞK: Peki götonom götünden karar verme manasında olabilir mi? Dur şunu bloğa yaziim de kelimeyi ilk bizim bulduğumuz tescillensin!
İsmayil DK: ...
İsmayil ŞK: Niye ki? Otonom kendi kendine karar veren demek.
İsmayil DK: Ya ben sevmiyom öyle ingilizce kelime...
İsmayil ŞK: Peki götonom götünden karar verme manasında olabilir mi? Dur şunu bloğa yaziim de kelimeyi ilk bizim bulduğumuz tescillensin!
İsmayil DK: ...
Tuesday, September 01, 2009
Bir sosyalleşme aracı olarak blog
Eski bir yazımda neden blog yazmalı üzerine kafa yormuştum. Bir ekleme yapmak istiyorum: Blog/facebook benzeri araçlar birbirimizi tanıma ve güvenme süresini kısaltıyor. Fırsat bulunup biraraya gelindiğinde havadan sudan konuşmak yerine blog yazıları üzerinden daha güzel sohbetler gelişiyor. Özellikle arkadaşlarımın arkadaşlarını tanımak için iyi bir fırsat sunuyor. O nedenle sevgili çevrem, özellikle Şamil kulunuz gibi spontane kaynaşamayan geyik fakiri içe dönüklerin sizleri tanımasına yardımcı olalım, blog yazalım.
mp3: Dala Ma Loyla Vay Khentiy
mp3: Dala Ma Loyla Vay Khentiy
Subscribe to:
Posts (Atom)




