Saturday, September 27, 2008

Gel de org alma!

Youtube'da milletin müzik videolarına bakıp ağzın sulanmaması mümkün değil. Özellikle Ronald Jenkees kardeşimizin eserlerini beğendim. İki örnek YouTube videosu aşağıda:



Monday, September 22, 2008

Simulink

Simulink'i dededen kalma yöntemlerle kullanmak yerine hayatınızı kolaylaştırmak istiyorsanız Seth on Simulink blogunu takip ediniz.

Simulink videolarının hepsini izleyiniz, benim özellikle ilgimi parameter estimation çekti, denemeli.

Bu arada Simulink'teki Simscape içerisinde elektrik elemanlarının (direnç, kapasitör vs.) modellenebildiğini keşfettim ve hepimizin lisede tanıyıp sevdiği (!) RLC devresini oluşturdum, akımın zamana göre değişimini çizdirdim:


Olası kullanım alanı: ÖSS fiziğin elektrik sorularını çözmede, farklı alternatifleri değerlendirme kullanılabilir. Ya da hobi olarak elektrikle uğraşıyorsanız evin sigortasını attırmadan önce Simulink ile tasarlarsınız. Ha, Simulink öyle SketchUp gibi bedava değil, bir kaç bin dolarcık.

mp3: Michael Oldfield - Sentinel

Sunday, September 21, 2008

Sketchyphysics ile mekanizma

Sonunda SketchyPhysics ile ilk çalışır demomu yaptım. Tabi bir makina mühendisi olarak en sevdiğimiz mekanizma olan slider-crank'ı modelledim. Kısa video aşağıda.

video

Nasıl yapıldığına dair fikir için bkz. YouTube'daki piston örneği

Bunu niye mi yaptım? Çünkü mekanizmaları/akıllı tasarımları severim. Ayrıca bkz. Hayatın Anlamı.

Çok yakında (inşallah):

* Garaj kapısı mekanizması
* Dolap kapağı mekanizması

mp3: Foo Fighters - The Pretender
What if I say I'm not like the others?
What if I say I'm not just another one of your plays
You're the pretender
What if I say that I'll never surrender?

So who are you?

Nihayet yaz bitti!

Temmuz ortasından Eylül ortasına kadar 30C üstü sıcaklıkları ile bunaltan yaz nihayet bitti, sevdiğimiz kapalı hava ve yağmur mevsimi başladı. Zaman yağmur seyredip hayal kurma zamanıdır...


mp3: Green Day vs Oasis - Boulevard of Broken Dreams & Wonderwall (Remix)

Wednesday, September 17, 2008

The Kardashev Scale

The Kardashev Scale:
"The Kardashev scale is a general method of classifying how technologically advanced a civilization is. It was first proposed in 1964 by the Soviet astronomer Nikolai Kardashev. The scale has three designated categories called Type I, II, and III. These are based on the amount of usable energy a civilization has at its disposal, and the degree of space colonization. In general terms, a Type I civilization has achieved mastery of the resources of its home planet, Type II of its solar system, and Type III of its galaxy."

Monday, September 15, 2008

Experiment in Physics

Experiment in Physics
How do we distinguish between a valid result and an artifact created by that apparatus? … He [Hacking] pointed out that even though an experimental apparatus is laden with, at the very least, the theory of the apparatus, observations remain robust despite changes in the theory of the apparatus or in the theory of the phenomenon. …Observing the predicted effect strengthens our belief in both the proper operation of the microscope and in the observation.

Hacking correctly argues that it would be a preposterous coincidence if the same pattern of dots were produced in two totally different kinds of physical systems. Different apparatuses have different backgrounds and systematic errors, making the coincidence, if it is an artifact, most unlikely. If it is a correct result, and the instruments are working properly, the coincidence of results is understandable.

The Skeptic's Guide to Physics:
As fallible as your own judgement may be, it is the only authority you can trust. So make sure you can trust it! Tolerate no confusion, no uncertainty, no obscurity. Be skeptical of everything you read until you have thought it through and satisfied yourself that it is indeed correct. If you successfully cultivate this habit, you will be a Physicist.

mp3: Iron Maiden - Run to the hills

Saturday, September 13, 2008

Risk Yönetimi

Risk yönetimi sınırlı kaynaklar altında risk ile yaşamasını becermek anlamına gelir. Büyümek, kazanmak bilgi ve yaratıcılığın yanısıra risk almayı gerektirir. Risk yönetimi için sıkça kullanılan yöntem riskin olma olasılığı ile risk gerçekleştiğinde başımızın ne kadar belaya gireceğine dair rakamları belirleyerek (istatistik yoksa işkembeden sıkarak) bunların çarpımlarının yüksek olduğu durumlara karşı tedbir almaktır.


Bence çarpım işlemine girmesi gereken iki faktör daha var:

* Riski ortadan kaldırmak için ödenecek maliyet

* Riski ortadan kaldırma çalışmalarının yaratacağı verimlilik düşüşü, moral kaybı

Güzel bir örnek şirketlerin bilgi güvenliğini sağlama çalışmalarıdır. Örneğin bilgi güvenliğini sağlamanın en kolay yollarından bir tüm bilgisayarların USB girişlerini ve DVD yazıcılarını iptal etmektir. Ama o zaman PC'deki sunuşu laptop'a aktarmak gibi işler kabusa döner, bilgi işlemin yükü artar.

Bir başka örnek de şifrelerin sık sık değiştirilme zorunluluğu benzeri önlemlerdir. İnsanlar zırt pırt karmaşık şifreler üretip hatırlayamadığından gittikçe daha basit, dolayısı ile de tahmini kolay şifrelere yönelirler. O zaman da güvenliği arttırmak için oturtulan sistem aslında güvenliği azaltmaya başlayabilir.

Velahsıl risk yönetimi aşağıdaki unsurladan oluşan zahmetli bir süreçtir:

* Riskin gerçekleşme olasılığı
* Gerçekleştiğinde ne kadar sıkıntı yaratacağı
* Riski düşürmek için kullanılacak yöntemin maliyeti
* Yöntemin olası yan etkileri:
** Yöntemin çalışma verimliliği üzerine etkileri
** Riskin artması

Yöntemi belirlerken ilk yapılacak iş insanların bilgilendirilmesi ve ikna edilmesidir. Akabinde küçük çaplı uygulamalarla iteratif ilerlenmesidir. Aksi takdirde riskleri yönetiyoruz yanılsaması yaşanır, kimse de mutlu olmaz.

Bonus: Risks that Increase Probability of Death by One Chance in a Million


mp3: The Rolling Stones - Angie

Monday, September 08, 2008

In Defense of Not-Invented-Here Syndrome:
Pick your core business competencies and goals, and do those in house. If you're a software company, writing excellent code is how you're going to succeed. Go ahead and outsource the company cafeteria and the CD-ROM duplication. If you're a pharmaceutical company, write software for drug research, but don't write your own accounting package. If you're a web accounting service, write your own accounting package, but don't try to create your own magazine ads. If you have customers, never outsource customer service.

Saturday, September 06, 2008

Bir milyon yıl sonra

Londra'daki bilim müzesinin en hoşuma giden kısımlarından birisi müzedeki kitapçıydı. Bilimle alakalı çok sayıda ilginç ve eğlenceli kitapla doluydu, hepsini alasım gelmişti. Nefsime hakim olup yalnızca şu üçünü aldım:


Üç kitabın ortak özelliği normalde ciddi bilimsel kimlikleri olan insanların uçuk konular üzerinde hayal güçlerini serbest bırakmaları sonucu ortaya çıkan yazılardan oluşmaları. İlk ikisini bitirdim, fena değillerdi, ilginç fikirler vardı. Erinmezsem bir ara özetini yazarım. Bu yazıyı yazmama neden olan ise üçüncü kitap, Year Million.

Kitabın konusu gelecekle ilgili fantazi ve öngörüler. Gelecekten kasıt da önümüzde elli yıl değil, bir milyon yıla kadar neler olabileceği! İlk kez bir kitabı daha bitirmeden yazıyorum çünkü kitabın birinci bölümü (özellikle de Steven B. Harris tarafından yazılan Ch.3) beni uzun zamandır hiçbir kitabın eğlendirmediği kadar eğlendirdi. Hatta zaman zaman sayfadaki tüm satırları işaretleme isteği geldi:


Bir kaç pasaj:
[s.xxii] Today we should welcome, and even study, every serious attempt to envisage the future of our race; not merely in order to grasp the very diverse and often tragic possibilities, but also that we may familiarize ourselves with the certainty that many of our most cherished ideals would seem puerile to more developed minds. To romance the far future, then, is to attempt to see the human race in its cosmic setting, and to mould our hearts to entertain new values.

[s.59]... your present brain sits shock-insulated in the dark, and gets only a view of feel of the world by means of chains of digital signals coming from sense organs.

[s.78] The philosopher Schopenhauer noted "A man can surely do what he wills to do, but he cannot determine what he wills."

[s.81]... even the ideas of "force" and "free will" become a bit mixed if the only sense of purpose of a designed creature is the satisfaction of your desire.

mp3: Duran Duran - Wild Boys
They tried to tame you
Looks like they'll try again

Friday, September 05, 2008

"Gelen aramalar aktarması etkin" mesajının iptali

Yaklaşık bir yıldır cep telefonumla birini aradığımda aradığım kişi isminin görünmesinden yarım saniye sonra ekranda "gelen aramalar aktarması etkin" diye fuzuli bir mesaj beliriyordu. Bu da Turkcell'in kendi kendine halt yemesinden kaynaklanıyordu. Böyle bir servis veriyorsan bile her aramada niye gözüme sokuyorsun?! Arada "bi saniye kimi arıyordum ben" diye kafam karışıp telefon ekranına baktığımda aradığım kişinin adı yerine bu gerizekalı mesajı görüyordum.


Bugün mesajı artık görmemeye karar verip internete baktım biraz. Tabi genellikle olduğu gibi doğru dürüst Türkçe içerik yoktu. Turkcell'in web sayfasından bulmaya çalıştım, beceremedim. En sonunda "naalet olsun" deyip Turkcell'in telefonunu aradım. Ellibin tane menu, seksenbin tane reklam dinledikten sonra benim istediğim seçeneğin olmadığına kanaat getirip rastgele seçenekleri zorladım. Nihayet karşıma bir müşteri temsilcisi çıktı, o da cahil çıktı, bir Turkcell teknik servisine gitmemi önerdi.

"Allah razı olsun" deyip tekrar Turkcell websayfasına yöneldim, gözüme KimAramış servisi takıldı. "Sık sorulanlar" sekmesine basınca bu servisten kurtulmak için KIMARAMIS IPTAL yazıp 7515 ’e mesaj göndermemin yeterli olduğunu gördüm. Denedim, hakkaten telefonuma huzur geri geldi.