Saturday, April 07, 2007

Matematik ve Simurg

Zat-ı şahane ile bir sohbetimizde matematiğin pek farkedilmeyen bir gücünden bahsettik: Soyutlamanın gücü. Soyutlama matematik yokken de insanoğlunun sahip olduğu bir beceri. Örneğin o güne kadar hiç görmediğimiz bir nesnenin bile bırakıldığında yere doğru düşeceğini tahmin edebiliyoruz. Soyutlama bizi herşeyi deneme zahmetinden kurtarır, öngörü yapmayı sağlar.

Bilim, özellike de matematik en genel ve en geçerli soyutlamaları sağlayan araçlardır ...ve birkez geçerli bir soyut kural bulunduktan sonra bu kuralın üzerine yeni soyutlamalar inşa edilebilir ve aklın algılayamayacağı noktalara ulaşılabilir. İşte o noktada imdadımıza matematik yetişir.

Bugün şuursuzca kullandığımız sayıları ve toplama işlemini ele alalım: 1+1=2 (ispatı için bkz. Bertrand Russel'ın yöntemi). Benim burada vurgulamak istediğim husus topladığımız şeyin ne olduğunun önemsizliği... 1 elma + 1 elma = 2 elma ettiği gibi 1 fil + 1 fil = 2 fil ediyor! Yani konudan bağımsız genel bir kural bulduk! Sayıların üzerine yeni katmanlar kurabiliriz.

Şimdi sayılar ve toplama size basit geldiyse çekim yasasını düşünün: Elmanın yere düşüşündeki soyut kurallarla gezegenlerin, güneş sistemlerinin hareketini öngörmek mümkün! Trigonometrinin, türev ve integralin ne kadar muazzam soyutlamalar olduğuna, hayatın irili ufaklı her noktasında ne kadar sık karşımıza çıktığına hiç girmiyorum bile!

Ünlem işaretlerimin bolluğundan da anlayacağınız gibi bütün bunları düşününce müthiş bir coşkuya kapılıyorum. Evet, matematiği heyecan verici bulmak toplumun sosyal katmanları arasında beni kaçık sınıfına yerleştiriyor, biliyorum. Bu heyecandan ve hayata kattıklarından mahrum, oradan oraya sürüklenen bezgin insan sürülerini görüyor ve hüzünleniyorum (aklıma Satılmış isminin hazin hikayesi ve Ünzile şarkısı geliyor). Yaşasın kaçıklık diyor ve sevdiğim bir sözle huzurdan ayrılıyorum:

"We must not cease from exploration and the end of all our exploring will be to arrive where we began and to know the place for the first time." - T. S. Eliot

Türkçe meali: "Keşfetmeyi hiçbir zaman bırakamayız. Tüm bu keşfin hedefi başladığımız yere dönmek ve bulunduğumuz o yeri ilk kez gerçekten anlamaktır."

Hayat bir Simurg hikayesi...

4 comments:

abaküs said...

matematik böylesine soyut evet. ama şu var ki, bazen doğada bile rastlayabiliyoruz.

mesela, bal arıları sayısal tasarım yöntemine ilham oldu. Arıların, nektar kaynağının yerini kovandaki diğer arılara anlattıkları danstan esinlenilerek geliştirilen yöntem, 5 binden fazla parametreye sahip karmaşık problemlere optimal çözüm üretebiliyor. şeklinde bir haber var. (haber7' den alıntı)

sonra bi' de fasulye teleği çubuğa tırmanırken tam bir helis çizer. bi' de ayçiçeklerinin yaprak dizilimi, Fibonacci sayısını hatırlatır.

ama yine de, matematik soyuttur diyebiliriz. böylesine doğada rastlasak bile :)

Didem AVDAN said...

"Yaşamdaki herşey matematikle ispat edilebilir mi?" Edilebilir diyenler Pİ adlı filmi izlesin! nasıl cazt cuzt yanıyor devreler görsün :D

Rahmi Lale said...

Nerede bizim cözüm?

Bu bahane ile hayatın matematiksel ifadesine istinaden yeni gelişen bir alana parantez açayım, Systems Biology.

Mevzu böcükleri modellemek, nasıl yaşıyorlar, ne yiyorlar, ne içiyorlar sorgulamak!

Böcükleri modellemek ve dolayısı ile riyaziyenin gücüne sığınmak helecanlı lakin bir o kadar da karmaşık, diyerek parantezi kapayayim.

Çözüm lazım!

Samil Korkmaz said...

Felah'a ermek için riyaziyenin ipine sarılın diyor, başka birşey demiyorum ;P

Bugün doğan kızlar için isim önerisi: Riyaziye