Tuesday, October 18, 2011

Otomobil ruhsatı maceraları - 2

Geçen yıl başlayan ruhsat maceramız nihayet bugün bitti (inşallah). Önce sorunun vergi dairesinden kaynakladığını düşünmüştük, meğerse Emniyet Trafik Tescil Şubesi'ndeki görevli ruhsata plakayı hatalı yazmış, dolayısı ile de arabamıza hatalı plaka takılmış. Hikayeyi ilginç kılan böyle bir hatanın yapılmış olması değil, konudan sorumlu başkomiserin tepkileri (daha doğrusu baştan savma taktikleri) idi. Madem Emniyet'imizin sloganı bilinçli toplum, buyrun baştan savmaya karşı bilinçlenmeye sevgili yurttaşlarım:


Kronoloji:

Eylül 2007: Arabanın sıfır olarak satın alınması

2007-2010: İş bankası üzerinden plaka bilgileri girerek vergilerin yatırılması, iş bankasından sorgulama yapınca çıkan "kayıt bulunamadı" mesajlarına "herhalde henüz e-devlet tam çalışmıyor" diyerek aldırılmaması.

Eylül 2010: Sonunda şüphelenen Şamil vergi dairesine gider ve ruhsatın hatalı olabileceğini aklına dahi getirmeksizin vergi dairesindekilerden kayıtlarındaki plaka bilgisinin düzeltilmesini ister. İşin komiği vergi dairesindeki kayıt doğru imiş! Memur da hiç sorgulamadan vergi kayıtlarındaki plakayı değiştirir.

Eylül 2011: Kasko ve trafik sigortası vakti gelir. Sigortacı trafik sigortası için online sisteme mevcut ruhsat bilgileri ile giremediğini, ruhsatta sorun olabileceğini belirtir. Bugüne kadar sorun olmamasının nedeni Emniyet'in trafik sigortası için online sisteme birkaç ay önce geçmesidir.

Eylül 2011: Ben iki haftalığına yurtdışında olduğumdan Derya Trafik Tescil'e gider, epeyce bir uğraşıdan sonra sorumlu başkomisere ulaşır. Başkomiser plakanın ruhsata hatalı yazıldığını ve araca da hatalı plaka takıldığını, plakanın ve ruhsatın yenilenmesi gerektiğini söyler. Plaka için 19 TL, ruhsat için 117 TL ister. Derya hata bizden kaynaklamadığı için para ödemeyeceğimizi belirtir. Öderdin, ödemezdin derken başkomiser Derya'ya "tamam ruhsatı ödeme, ama araç eşin üstüne olduğundan o gelmeli. Plakayı ödemek zorundasın" der, Derya bir tam gün süren mücadelenin ardından 19TL plaka + 10 TL taktırma = 29TL'yi ödeyip araca doğru plakayı taktırır, ruhsatı başkomisere elle düzelttirip bir de "elle düzeltildi" yazısı alır ki aradaki zamanda başımız derde girmesin.

18 Ekim 2011: Şamil ruhsatı güncelletmeye gitmeden önce MTV sitesine bakar, eski plaka ve ruhsat bilgisi ile bir kayıt olmadığını, yeni plakada ise 2007'den beri hiçbir verginin ödenmemiş göründüğünü tespit eder.

Saat 09:30: Ana baba günü halindeki Trafik Tescil Şubesi'nde önce "Kayıt Düzeltme" bankosuna gider, "Yeni Kayıt"a gitmesi söylenir, orada da "117TL ödeyeceksin" denir. Şamil başkomiserin kim olduğunu bildiğinden onun yanına gider. Tabi başkomiseri bulana kadar bir iki tane ne dediği anlaşılmayan, asık suratlı ve umursamaz polise danışmak durumunda kalır.
Adı ve sicili bende saklı başkomisere durumu anlatınca Derya ile olan diyalogunu hatırlar ve aramızda şu konuşmalar geçer:
Başkomiser: Evet bir hata yapmışız ancak ruhsatların şekli değişti, yeni ruhsat çıkarmak için de 117TL ödemeniz lazım
Şamil: Hata bizden kaynaklanmıyor, o nedenle benden bedel alınmamalı.
Başkomiser: Zaten bu ruhsat kağıtlarını siz doldurmuşsunuz, muhtemelen sizin hatanızdır.
Şamil: Ben doldurmadım.
Başkomiser: Ödemeniz lazım, ne yani devlet zarar mı etsin?
Şamil: Devlet zaten şu an zarar etmiş durumda. Hem ben, hem eşim birer gün işten izin alıp buraya gelmek zorunda kaldık, hem de emniyet personelinin vaktini alıyoruz.
Başkomiser: Ödemeniz lazım.

Bu sırada Derya'yı cepten aradım, ulaşamayınca bari yan binada görev pasaportumu teslim edip şahsi pasaportumu alayım dedim.

Saat 10:15: Normalde hiçbirşey gerekmemesine rağmen pasaportumu alabilmek için bir dilekçe ve kimlik fotokopisi istendi, paşa paşa denileni yaptım. Tam pasaportu alacakken sistem kilitlendi, bir saat bekledim. Neyse ki yanımda kitabım vardı da vakit tamamen ziyan olmadı. Bu sırada Derya aradı ve komiserin kendisine "ruhsatınızı parasız yenileyeceğim" dediğini teyit etti.

Saat 11:15: Tekrar trafik şubeye, başkomiserin yanına gittim. Derya ile konuştuklarını hatırlattım.
Başkomiser: Benim yapabileceğim birşey yok, git kime istersen söyle
Şamil: Amiriniz nerede
Başkomiser: Şube müdürünün odası karşıda
Saat 11:30: Şube müdürünün yanına gittim, kapıda bir polis karşıladı. Polise durumu anlattım, beş dakika sonra şube müdürü çıktı, durumu izah ettim. Dosya ile birlikte gelin dedi.
Başkomiser dosyayı arşive geri yolladığından dosyayı almaları için adını unuttuğum bankoya gidip oradaki cümbüşün arasından derdimi anlattım, görevli "yarım saat sonra arşivden alıp başkomisere veririm" dedi.
Tekrar başkomiserin yanına yollanıp şube müdürüne uğradığımı, dosya ile birlikte yanına gideceğimizi söyledim. Bunu dediğim anda sanki biraz önce beni reddeden o değilmiş gibi, hiçbir kızarma belirtisi göstermeden, babacan bir ifadeyle "tamam ben senin işini halledeceğim, öğleden sonra 1'de gel" dedi. 1984 romanındaki aniden savunduğu şeyin tam tersini savunabilen karakterleri anımsadım.

Gittim Ankamall'de yemek yedim, Derya ile cepten durum değerlendirmesi yaptım, Derya biraz gaz verdi.

Saat 13:15: Başkomiser yeni ruhsatı teslim etti, bilgileri kontrol ettim, herşey tutuyordu. Yeni plakamın başkasına da yanlışlıkla verilmiş olabileceğini, bunu kontrol edip yazılı bir belge vermesini istedim, "benden bu kadar, git dilekçe ver" dedi. Teşekkür edip yanından ayrıldım. Bilmiyordu ki yanımda önceden hazırlayıp bastırdığım iki dilekçe vardı. Birincisi plakamın başkasında olmadığına dair yazılı teyit, ikincisi ise emniyet personelinin hatasından dolayı yaşadığımız sıkıntının tekrarlanmaması için neler yapılacağının tarafıma yazılı olarak bildirilmesini istiyordu. Dilekçeler için de iki kimlik fotokopisi istendi! Dilekçeleri evrak kabul bankosuna verip yazıları takip edebilmem için yazışma numaralarını isteyip Ulus Denizciler caddesindeki Yeğenbey vergi dairesinin yolunu tuttum.

Saat 13:45: Vergi dairesindekilere durumu anlattım, kimse beni başından savmadı, hizmetten memnun kaldım. Sadece 2007'den bu yana yatırdığım vergileri tek tek aktardıklarından ve mouse-klavye hakimiyetleri biraz (!) zayıf olduğundan dolayı yaklaşık 1.5 saat geçti. O sırada bu bloğun notlarını alarak vakti değerlendirdim. İşlem bittiğinde saat 15:15 idi. Yorgun ama mağrur bir şekilde evimin yolunu tuttum.

Saat: 16:00: MTV sitesinden vergi kayıtlarını kontrol ettim, tüm vergiler yeni kayda aktarılmış.

Dilekçelerin akibeti için izlemede kalınız canlar...

Güncelleme 17 Kasım 2011: Dilekçelerime cevap geldi. Temelde söyledikleri "yanlışlık olmuş, düzelttik". Her ne kadar arzu ettiğim ayrıntıda olmasa da dilekçeme bir ay içerisinde cevap gelmiş olması sevindirici. Umarım benim canımı sıkan görevlinin canı biraz sıkılmıştır.

Notlar:

* Başarıdaki payın çoğu Derya'nındır, severim kendisini ;)

* Trafik tescil mesai saatleri: 08:00 - 12:00, 13:00 - 17:00

* Başkomiser beni başından savmak için her yolu denedi. Örnekler:
-- "Ben devleti düşünüyorum, devlet zarar mı etsin!"
-- "Söyle ne yapabilirim!" (başkomiser ben olsam söylerdim de ben değilim)
-- "Ruhsatını elle düzeltmişiz işte, onu kullan öyle."
-- "Ruhsata bilgileri siz yazıyorsunuz zaten" (ruhsatta onaylayan kısmında başkomiserin imzası ve sicil no'su var, velhasıl anlamsız bir argüman)
Bu cümlelerin hiçbirini tartışmanın anlamı olmadığından sürekli olarak kendi argümanımı tekrarladım (Fatih taktiği ;) ): "Hatayı ben yapmadım. Ayrıca çözümü bulacak bilgi ve tecrübe bende değil, sizde." Siz siz olun, karşı tarafın ipinde oynamayın, işin içinden çıkamazsınız.

* "Git kime istersen şikayet et" restini görün, tartışmanın anlamsız hale geldiğini hissettiğiniz noktada üst amiri bulun. Amirler genellikle daha laftan anlar oluyor.

* Arzu edilen tavır: "Tamam güzel kardeşim yanlışlık olmuş, özür dileriz, buyur sen bir çayımızı iç, ben halledip geliyorum. Eşinize de bir özür çiçeği yaptırıyorum."

* Arada güleryüzlü, yardımsever, işini bilen memurlar da vardı ancak onlar çoğunlukta değildi.

* Plakayı tenekeye basan adam "bu plakadan başka var mı acep" kontrolü yapmıyor, komiserin elinize tutuşturduğu kağıtta ne yazıyorsa onu basıp veriyor.

* Uzun beklemelere (sistem çökmesi bizim sistemlerin default ayarı malum) karşı yanınızda kitap bulundurun.

* Arada insanlara, özellikle de kafası karışmış yaşlılara (tam üç tanesine) yardım edip yol gösterdim. Beni empati azlığı ile itham edenler utansın (!)

* Yeğenbey vergi dairesinin hemen yanında bir otelin (adı yok!) önünde aslan olması istenen ama koyun ile çoban köpeği karşımını andıran iki heykel var. Bence Ankara'nın orjinal görüntülerinden birisi.

* Soru: Issız bir adaya düşen bir Türk'ün yanında bulundurması gereken üç şey nedir?
Cevap: Kimlik fotkopisi, temiz kağıdı, ikametgah.

music:
Rob Hubbard - Commando [C64]
Koop - Koop Island Blues

4 comments:

setenay said...

dilekçelerin sonuçlarını merak ettim, var mı bir cevap??

Samil Korkmaz said...

Dilekçeleri daha dün verdim, iki aydan önce bir cevap alacağımı sanmıyorum.

Samil Korkmaz said...

Dileçeme cevap geldi, yazıda "Güncelleme 17 Kasım 2011" satırında açıkladım.

setenay said...

efendim bu azmin zaferidir, tebrik ediyor, azminizin bizlere örnek teşkil etmesini diliyorum.. :)