Sunday, May 15, 2011

Hırsızlık

İki gün önce biz işte iken eve hırsız girmiş, neyse ki hiçbir şey almadan gitmiş, sanırım panikledi. Levye ile dört denemede kilit dilini bükerek girmiş, herhalde en fazla 5 dakika sürmüştür:


Dil büküldüğü için kapının kapanamaması hırsızın tedirginliğini arttırmış olmalı. Apartmanda tadilat olduğundan apartmana daha fazla insan girip çıkıyordu, ayrıca tadilat gürültüsünün yanında kapının zorlanması sırasında çıkan ses dikkat çekmemiştir. Geçmişte iki tanıdığımızın evine de hırsızlar apartmanda tadilat varken girmişler.

Olaydan beni kapıcı haberdar etti (o sırada işteydim). Kapıyı açık görünce beni aramış. Eve gelince sırayla yaptığım işler:
* Araba ruhsatı ve anahtarı yerinde mi: Evet
* Az miktardaki ziynet eşyası yerinde mi (potansiyel hırsıza not: İki kolye için bence değmez kardeşim, başka kapıya): Evet
* Laptop yerinde mi: Evet
* Fotoğraf makinesi: Evet
* Tek çalınan şey kapının yanındaki bozuk paralar (<20 TL)
* 155'i arayıp ekip istedim. 10 dakika sonra "kphhhh" efektli telsizleri ile iki polis geldi, hıza şaşırdım. Evden birşey çalınmadığını, sadece hırsızlık girişimi olduğunun kayıtlara geçmesini isteğimi söyledim. Tutanak tutulmasını istiyorsam karakola gitmeliymişim. Erindim, Behzat komser pozu takınıp "size söyledim, haberiniz olsun la" dedim... "La" dememiş de olabilirim(!) Geçmiş olsun deyip ayrıldılar.
* Çilingir çağırıp kilidi tamir ettirdim.
* Apartman sakinlerinin geçmiş olsun dileklerini kabul ettim, ne tür tedbirler uyguladıklarını öğrendim.
* Ev sahibini arayıp durumu bildirdim.

Alınan dersler:

* Apartmanda tadilat varken hırsızlık riski yüksekliyor.
* Hırsızı en az yarım saat uğraştıracak bir kapı yaptır: Ev sahibi ile temasa geçtik, kapı değiştirilecek. Ancak yeni kapı en az bir ay sonra hazır olabiliyormuş. Kapıyı tamir eden çilingirin söylediğine göre kapı esnemeyecek yapıda olmalı ve göbeği kolayca çıkarılamamalıymış ("rozetli" olmalıymış). İyi kapılar 1500 TL civarındaymış.
* Üst kilidi de kilitle, erinme. En azından hırsız biraz daha uğraşmak zorunda kalsın, ganimeti hak etsin :P
* Evde kıymetli eşya bulundurma. Araba anahtarını ve ruhsatını ne yapmalı? Benim KASKO poliçesinde "Araç Çalınmasında Uygulanacak İstisnalar" başlığı altında şu yazıyor:
Araç anahtarının ele geçirilmesi suretiyle aracın çalınması ve/veya çalınmaya teşebbüsü sonucu meydana gelecek ziya ve hasarlar teminat kapsamı dışındadır. Ancak,
1.Araç anahtarlarının gasp sonucu ele geçirilmesi yoluyla aracın çalınması ya da çalışmaya teşebbüs edilmesi
2.Araç anahtarlarının, sigortalının veya aracı kullanan kişinin kendi ev veya işyeri niteliğindeki kapalı ve kilitli bir mekanda bulunması sırasında, bu mekana; kırma, delme, yıkma, devirme zorlama, öldürme, yaralama, zor ve şiddet kullanarak veya tehditle ya da araç gereç veya bedeni çeviklik yoluyla tırmanmak suretiyle ele geçirilerek aracın çalınması veya çalınmaya teşebbüs edilmesi, teminat kapsamına alınmıştır.

Ayrıca, kanunen geçerli bir belge karşılığında otopark, servis/tamirhane, oto yıkama vb işletmeye teslim edildiği ispatlanan aracın çalınması veya çalınmaya teşebbüs edilmesi sonucu meydana gelecek hasarlar sigortalı tarafından mevzuata uygun işlemlerin yerine getirilmesi ve yasal tahkikatın başlatılması şartı ile teminat kapsamındadır.
Yani anahtarları evde bırakırsam ve biri eve zorla girerek (tutanak lazım) anahtarları alıp arabayı çalarsa sigorta karşılıyor. Ruhsatın önemi yok, arabada bırakabiliriz.

* Laptop eninde sonunda çalınacak diye düşün, laptop'ta önemli bilgi barındırma. Ben o tür bilgileri internette sağlamlığına güvendiğim ve sık kullanmadığım sitelerde tutuyorum. Sık kullandığım mail şifresinin bir gün çalınma olasılığı yüksek çünkü.

Alarm taktırmayı düşündüm ama onu da her evden çıkışta aktive etmek, her eve girmeden önce de deaktive etmek lazım. Ana bir merkezle haberleşmesini istiyorsun ayda 70 kaat bayılman lazım. Benim gibi kapıyı kilitlemeye erinen biri için 10 yılda bir hırsız girecek diye böyle tedbir çok fazla.

Zihni sinir projesi:
* Kapı açıldığında
** Alarm çalacak
** Bana "eve biri girdi" diye SMS atacak
** Opsiyonel: Video/foto çekip bana email/SMS ile yollayacak
** Hırsızın sistemi bozması için 1 dakikadan fazla zaman gerekecek. Hırsızın görememesi için güzel bir kamuflaj lazım.
* Sadece benim ayarladığım zamanlarda faal olacak (misal hafta içleri 09:00 - 17:00 arasında). Böylece her gün alarmı ayarlamam gerekmeyecek.
* Her ay sabit ücret ödemek istemiyorum. Aceba kontörlü sim kartlı sistemler var mı?

İlk aşamada zaman ayarlı bir alarm bulmayı/yapmayı düşünüyorum. Böylece yıllardır planladığım amatör elektroniğe başlayabilirim. Faydalı bir iş yapıyorum diye Derya lehim kokularına ses çıkarmaz umarım ;)

Sözün özü, herkesin evine eninde sonunda hırsız girecek. Mühim olan mahvolmayacak şekilde organize olmak.

Thursday, May 05, 2011

Book: Getting Things Done

"Getting Things Done", David Allen, 2001, 278 pages

The abundance of things to do and trying to hold all of them in our heads results in stress. The human mind cannot concentrate on more than a few things (usually one) at a given time. The issues that we are not currently dealing with disturbs our focus and saps away our energy. We need to analyze our to do items and break them down to actions. We also need a recording system which holds our to do items and reminds us at the appropriate time so that we can empty our brain (aka peace of mind).

Tuesday, May 03, 2011

C: Two dimensional arrays and pointer indexing

Pointer indexing of two dimensional array:
my2DArray[iCol][iRow] =
*(mpPointer+iRow*nCol+iCol);
"The C Programming Language", 2nd edition, Brian W. Kernighan, Dennis M. Ritchie:
[p.29] When the name of an array is used as an argument, the value passed to the function is the location or address of the beginning of the array - there is no copying of array elements. By subscripting this value, the function can access and alter any argument of the array.

[p.78] The unary operator & gives the address of an object, so the statement "p = &c;" assigns the address of c to the variable p, and p is said to "point to" c... The unary operator * is the indirection or dereferencing operator; when applied to a pointer, it accesses the object the pointer points to.

[p.83] By definition, the value of a variable or expression of type array is the address of element zero of the array... a reference to a[i] can also be written as *(a+i)... In short, an array-and-index expression is equivalent to one written as a pointer and offset... There is one difference between an array name and a pointer that must be kept in mind. A pointer is a variable, so pa=a and pa++ are legal. But an array name is not a variable; constructions like a=pa and a++ are illegal.

[p.83] As formal parameters in a function definition, "char s[];" and "char *s;" are equivalent...

Thursday, April 21, 2011

SABİM

SABİM web sayfasından:
SABİM Türkiye’ye, haftanın 7 günü, 24 saat kesintisiz bir şekilde hizmet vermektedir. Vatandaşlarımıza düşen “184 ALO SABİM” hattımızdan aramak, ya 0 312 430 18 49 numaralı faksımızdan ulaşmak, ya da şahsen Bakanlık Merkez Binasında bulunan SABİM’e şahsen başvurmaktır.

Bu yollarla bize ulaşan vatandaşlarımız:
— Sağlık sisteminin işleyişine yönelik her türlü konuda bilgi alabilirler.
— Sağlık sistemine yönelik talep, eleştiri ve önerilerde bulunabilirler.
— Sağlık hizmetlerinden yararlanırken, sistemin herhangi bir aşamasında yaşadıkları sorunlarını iletebilirler.
Bu hizmeti ve etkili olduğunu bir asistan doktorun yazısından öğrendim:
...siz bir hasta olarak SABİM’i arayıp falanca doktor bana gerekli ilgiyi göstermedi, 10 dakikadır sıra ilerlemiyor, doktor odayı terketti dediğiniz anda sağlık bakanlığı yarım saat içerisinde hastaneye döner ve falancayı bulur ve sorar.
Geçenlerde doktorlar grev yapmıştı, bu vesile ile bir iki kelam etmek isterim. Doktorların çalışma koşullarının kolay olmadığının, doktor olana kadar uzun süre okuduklarının farkındayım. Ama çok daha farkında olduğum şey vatandaşın hastanelerde eziyet çektiğidir. Doktorların empatik davrandığı pek görülmez, görülünce şaşırılır. Çoğunluk için doktor soğuk ve kibirli biridir, ondan korkulur. Her an sizi azarlama hakkına sahiptir. İyi davranması bir lütuftur.

İçinde bulunulan sıkıntıları gidermek için basit adımları dahi atmadığınız sürece sevgili doktor kardeşlerim, ihtiyacınız olduğunda aradığınız sempatiyi bizlerden bulamazsınız.

Müzik: Ezginin Günlüğü - Ebruli

Film:
* Sunshine (2007)
* The Source Code

Saturday, April 16, 2011

Lise 1 Fizik Sorularına Cevaplar

Aşağıdaki Lise 1 fizik sınavına verilen cevaplar pek çok öğrencinin fiziğe değil, temel Türkçe'ye ihtiyacı olduğunu gösteriyor çünkü böyle cevaplar ancak anlamadığınız bir dilde soru sorulsa verilebilir:


Adventures with Visual Studio 2010

How to prevent console from exiting immediatly when you run using Ctrl + F5:
With the new visual studio 2010 you might see this behavior even when you use ctrl f5 aka "start without debugging". This is most likely because you created an "empty project" instead of a "Win32 console application". If you create the project as a "Win32 console application" you can disregard this as it does not apply.

In the older versions it would default to the console subsystem even if you selected "empty project", but not in 2010, so you have to set it manually. To do this select the project in the solution explorer on the right or left (probably is already selected so you don't have to worry about this). Then select "project" from the menu bar drop down menus, then select "*project_name* properties" > "configuration properties" > "linker" > "system" and set the first property, the drop down "subsystem" property to "console (/SUBSYSTEM:CONSOLE)". The console window should now stay open after execution as usual.
When you have a C++ project with C files in it, you will get "error D8045: cannot compile C file". You need to change a setting [MSDN]:

1. Open the project's Property Pages dialog box.
2. Click the C/C++ folder.
3. Click the Advanced property page.
3. Modify the Compile As property and set it to /Tp. The /Tp option specifies that filename is a C++ source file, even if it doesn't have a .cpp or .cxx extension. Which is the case for C files which usually have .c extension.

Sunday, April 10, 2011

Suç ve Ceza

Yakınlarda açığa çıkan bir tecavüz ve cinayet vakası nedeniyle hangi suça nasıl ceza verilmeli konusunu ve idam cezasını tartıştık. Ceza miktarını belirleyebilmek için önceliği ortaya koymak gerekir: Mağdur tarafın yüreğinin soğuması mı, suçun azaltılması mı, suçlunun ıslahı mı daha öncelikli?

Eğer mağdur tarafın tatmini öncelikli ise ağır suçlarda neden idamla sınırlıyoruz ki kendimizi? Örneğin neden işkence etmiyoruz? Eskiden ağır işkencelerle öldürülme kabullenilen bir uygulama idi. İşkencenin insanlık dışı olduğunu öne süreceksek bugünkü uygulamaların insanlığa uygun olduğunu nereden biliyoruz? İnsanlığın ulaşabileceği en medeni noktada olduğumuzu iddia eden yoktur herhalde. Cezaların zamanla yumuşadığını göz önüne alırsak bir 10 yıl sonra bugünkü cezalarımızı insanlık dışı bulacağımız kesin.

Ayrıca suçun zanlı tarafından işlendiğini hangi kesinlikle biliyoruz? Dünya'da mükemmel bir adalet sistemi var mı? Sistemi işleten insanlar arasında kariyer hırsı ile gözü dönmüşler, beceriksizler, umursamazlar yok mu? İdamın geri dönüşü yok. Ne kadar hatayı göze alacağız? Örneğin her 9 suçluya karşılık 1 suçsuzu idam etmeyi göze alıyor muyuz?

İlk andaki öfkeyi atlatan çoğu kişinin suçun azaltılmasını öncelikli bulacağını tahmin ediyoruz. Suçun azaltılmasını nasıl sağlayacağız? İlk akla gelen caydırıcı cezalar vermek. Peki o zaman cezayı sınırlayan nedir? Tamam işkence etmeyelim ama neden hırsızlığa 30 yıl ceza vermiyoruz? Büyük olasılıkla cezanın ağırlığı ile  caydırıcılığı arasındaki ilişki sandığımızın daha zayıf. Bu aralar okumayı planladığım When Brute Force Fails kitabının konuya ışık tutmasını umuyorum.

Gelelim suçlunun ıslahına: Örneğin hadım yasasında ilaçla tedavi öngörülüyormuş. Adam tedavi olduktan sonra ona hala suçlu muamelesi yapacak mıyız, yoksa iyileştiği için (%100 kesinlikle söylenebilir mi?) salıvermemiz mi gerekir? Suçluyu cezalandırmaya duyulan heves kadar, suça teşvik eden çevresel/biyolojik faktörleri anlamaya da gayret edilmeli, edinilen bilgiler ışığında önleyici tedbirler güncellenmeli.

Tüm bu tartışmalardan sonra idam gibi cezaların en önemli probleminin aslında ölümü normalleştirmesi olduğu sonucuna vardık. Toplum ölmeyi, öldürmeyi anormal karşılamazsa, insan öldürmek meşru kılınırsa bu yetkiyi kimin nasıl kullanacağı bilinemez. İnsanlık tarihi gücün kendini çoğaltmak için ne hunharca yollara başvurduğunun örnekleri ile dolu. En iyisi geri dönülemez sonuçları olan böyle bir riske hiç girmemek ve hiç kimseye, hiçbir kuruma insan öldürme yetkisi vermemek.

Velhasıl kelam, televizyondaki sansasyonel haberin etkisinden kurtulup aklı selim ile düşündüğümüzde ilk başta parlak görünen "sallandıracaksın hepsini" fikrinin pek de zannettiğimiz kadar rahatlatıcı olmadığını gördük.

music:
* Aloe Blacc - I Need A Dollar
* Mireille Mathieu - Der Clochard