Tuesday, November 07, 2006

Felsefenin değeri

Bertrand Russel'dan felsefenin kıymeti üzerine şahane bir yazı daha, The value of philosophy:

"The man who has no tincture of philosophy goes through life imprisoned in the prejudices derived from common sense, from the habitual beliefs of his age or his nation, and from convictions which have grown up in his mind without the co-operation or consent of his deliberate reason. To such a man the world tends to become definite, finite, obvious; common objects rouse no questions, and unfamiliar possibilities are contemptuously rejected. As soon as we begin to philosophize, on the contrary, we find, as we saw in our opening chapters, that even the most everyday things lead to problems to which only very incomplete answers can be given. Philosophy, though unable to tell us with certainty what is the true answer to the doubts which it raises, is able to suggest many possibilities which enlarge our thoughts and free them from the tyranny of custom. Thus, while diminishing our feeling of certainty as to what things are, it greatly increases our knowledge as to what they may be; it removes the somewhat arrogant dogmatism of those who have never travelled into the region of liberating doubt, and it keeps alive our sense of wonder by showing familiar things in an unfamiliar aspect."

"Thus, to sum up our discussion of the value of philosophy; Philosophy is to be studied, not for the sake of any definite answers to its questions since no definite answers can, as a rule, be known to be true, but rather for the sake of the questions themselves; because these questions enlarge our conception of what is possible, enrich our intellectual imagination and diminish the dogmatic assurance which closes the mind against speculation; but above all because, through the greatness of the universe which philosophy contemplates, the mind also is rendered great, and becomes capable of that union with the universe which constitutes its highest good"

6 comments:

meltem said...

Sevgili Şamil,
Tesadüfen internette gezinirken kesfettiğim günlüğün sayesinde son 2 saattir çok keyifli zaman geçiriyorum...ama şu kurban kestiğin ve bunu fotoğrafladığın kısımlar beni sarstı....Bu kısımdaki görüntünle, kafamda oluşturduğun imajını bir türlü bağdaştıramadım....:(..ama ama nasıl olabilir böyle birşey...anlayamadım ki...meltem

Samil Korkmaz said...

Sevgili Meltem,
Kurbanı bizzat kesmemin nedenlerinden biri et yiyen bir kişi olarak etin nasıl elde edildiğini ilk elden tecrübe etmekle ilgili. Aynı prensibi hayatımdaki pek çok başka hususta da uygulamaya çalışıyorum çünkü etrafımızda olan biten türlü rezilliğin bunu yapmamaktan kaynaklandığını düşünüyorum. Konunun ayrıntısına bu kurban bayramı sonrası bir blogda gireceğim, ısrarla bekleyiniz.

meltem said...

Öldürmek ve bundan zevk almak bana pek masum gelmiyor doğrusu. Hayatı ilk elden tecrübe etmek kulağa hoş gelse de bu tecrübeyi edinme yolu başka bir canlıyı öldürmek ya da daha geniş düşünürsek başka bir canlıya(insan da olabilir bu) zarar vermekten geçiyorsa bu durum akla ve vicdana uygun değil bence.

Samil Korkmaz said...

Soru: Öldürülmüş hayvanlardan elde edilmiş ürünleri kullanıyor musun?

meltem said...

Ben 'öldürmek' eyleminden bahsediyorum. Kendi elinle bir hayvanı öldürmek ve bu eylemden mutluluk duymak. Ya da bir insanı bir amaç için öldürmek ve bunu çok rahat bir şekilde yapabilmek gibi. Yani öldürülen şeyden bağımsız olarak öldürme eyleminin kendisi. Öldürülmüş hayvanlardan elde edilen ürünleri kullanmak ile ilgili sorun konumuzun tamamen dışında.

Samil Korkmaz said...

Sanırım ben derdimi anlatamamışım. Konunun ayrıntılarına bilahare bir blog entrisinde değineceğim.