Sunday, September 02, 2007

Neden evlenilir?

İnsanlar niçin evlenir veya daha doğru bir deyişle neden birlikte yaşamak ister? Geçmişte nedenler neydi, bugün ne? İyi bir birliktelik, iki kişinin de sürekli daha iyiye gittiği, geliştiği, mutlu, huzurlu ve yaratıcı olduğu bir birliktelik nasıl olur?

Kısa cevap: En anlaşamadığınız konuda saatlerce, küsmeden konuşabiliyor musunuz? O zaman hemen evlenin! Mutlu bir evlilik için tek şart budur.

Evlilik nedenleri:

* İnsan tabiatı, içgüdüleri birlikteliği zorluyor. Üstesinden gelmek ve yalnızlığı kabullenmek yoğun zihinsel efor gerektiriyor. Çoğu insan için bu eforu sarfetmektense sıradan evlilikler yapmak daha kolay hazmedilebilir.

* Kız çocukları zaten anne olmak, gelin olmak, eş olmak konusunda koşullandırılarak büyütülürler. Bu doğrultuda kendilerine becerikli olmak, hanım hanımcık olmak vs. bilgileri çaktırmadan yüklenir.

* Kadının doğasında evliliğe yatkınlık vardır. Kadındaki korunup kollanma, birilerine yaslanma ihtiyacı sevgili olmak, dost olmak vs. düzeyinde kaldığında mutsuzluk verir. Kadın garanti ister, evlilik bir garantidir. Hatta bu nedenle üniversitenin son yıllarında pek çok hanım kızımızın derdi bir an önce birini bulup evlenmektir.

* Toplum evlilik meraklısıdır. 23-24'lü yaşlara gelmeye başladığınız andan itibaren potansiyel bir gelin adayısınızdır. Toplum, insanın yaşamını "insan doğar, büyür, evlenir, ölür" şeklinde bellemiştir, beklentileriyle sizi yıldırır.

* Evli olmayan insanlar itibar görme konusunda biraz zorlanırlar nedense.

* Evli olmayan bayanlar iş ortamında her zaman tacize daha açıktır.

* Bekarlar için sosyal yaşam da zorlaşmaya başlar. Evli değilseniz her "gel bi yerlerde oturalım" diyene eşlik edebilecek avare bir insansınızdır. Kimse sizin "işim var, gelemem" lerinizi ciddiye almaz. Özellikle kendisi evli olan arkadaşlarınız bu konudaki bütün tavizleri sizden beklerler.

*Ev-lilik... Adı üstünde, kendine ait bir ev ve eşyalar edinip o evin içinde kendi kurallarını koyabilme isteğidir. Yaşam şartlarınız gereği aileden bağımsız yaşıyorsanız bu ihtiyacınızı kendi kendinize karşılamış olursunuz. Ailesiyle birlikte yaşayan insanlardan sadece kendi hayatını kurabilmek, ailesinin kural ve sınırlarından kaçabilmek için evlilik yapanlar çoktur.

* Devlet memurları için "eş durumu" diye bir tayin hakkı var. Onun için de evleniliyor.

* Yasal şemsiye özellikle ayrılma durumunda birlikte edinilmiş malların paylaşımını düzenliyor. Kanada'da birlikte yaşam süreniz (ikametgah beyanları ile takip edilir) altı ayı geçmişseniz evli olmasanız bile yasal haklar oluşmaya başlıyormuş.

* Evliliğin mutlak son, her derdin devası olduğu gibi bir izlenim var sanki. Oysa evlilik bir başlangıç... Asıl herşey şimdi başlıyor. Bu zamana kadarki manevi birikimimiz zorlu bir sınava giriyor. Çoğu insan bunun farkında değil ve "evlilik herşeyi düzeltir" düşüncesi içindeler. Evliliğin uyduruk insanları daha beter hale getirme olasılığı yüksektir.

* Can sıkıntısından evlenen ve çocuk yapan insanlar tanıdım. Pek çok evli insanın sosyal yaşamları birbirini tekrar eden rutinlerden ibaret, orjinallik sıfıra yakın. Tek renk, tek anlatılmaya değer hikaye çocukların büyümesi.

***

Pekiii bizde durum ne?

* Evlilikten anlaşılan toplumun ve devletin işe karıştırılması ise evliliğe karşıyım. Yok iki "olmuş" insanın birlikte bir hayatı özgürce seçmesi ise evlilik fanatiğiyim! Birlikte yaşam ancak tek başına elde ettiğimiz yaşam kalitesinden daha fazlasını elde edeceksek mantıklı. 1 + 1 > 2 olmalı. Eğer toplam hayat kalitemiz düşecekse yalnız kalmak daha iyi. Birbirini anlayan, seven ve birlikte sürekli daha iyiye giden iki insanın ortaklığı bu.

* Zıt kutuplar birbirini çeker lafının safsata olduğunu düşünüyorum. Uzun vadede işlemez. Temel değerlerin aynı olması, hoşlanılan şeylerde ortaklık gereklidir. Örneğin ben içe dönük bir insanım (bkz introvert), insanlarla toplu halde birşeyler yapmak benim için kural değil, istisnadır. Evimi, kendi iç dünyamı severim, gürültü patırtıdan nefret ederim. Dışa dönük biri benimle uzun vadede mutlu olamaz.

* Birlikte yaşamayı iki rakibin 100m yarışı gibi değil, aynı kayığın küreklerinin çekildiği, biri yorulduğunda diğerinin yükü omuzladığı iki ayrılmaz dostun hayatı ve kendilerini keşif macerası olarak görüyorum.

* Hayatta aynı renklere, aynı seslere aynı hisle yaklaştığınız kaç kişi var? Aile fertleriniz dışında kaç kişi sevgisinde şefkat gizler sizin için... Kaç kişiye güvenebilirsiniz , sonuna kadar? Kaç kişiyle olayları, sesleri , insanları aynı sözcüklerle tanımlarsınız. Kaç kişiyle bütün bir hayatı geçireğinize "gerçekten" inanırsınız?

* Birbirimize karşı içten, dürüst ve şefkatliyiz. Hep birbirimizin iyiliği ve her yönden gelişmesi için çaba sarfediyoruz. Anlaşamadığımız konuları saatlerce, günelerce konuşabiliyor, iyiyi, güzeli birlikte buluyoruz. Bu durumda insanın birlikte yaşamayı istememesi için deli olması lazım ;)

Kıymetli katkılarından dolayı sevgili eşime teşekkür ediyorum :)

3 comments:

Nart Bedin Atalay said...

"Aile fertleriniz dışında kaç kişi sevgisinde şefkat gizler sizin için... Kaç kişiye güvenebilirsiniz, sonuna kadar?"

Ne manyak bir makinedir ki aşık olmus ODTU makine mezunu "roket scientist"e sairlik dili veriyor. O beyni yerim ben yerim.

Samil Korkmaz said...

Yazıdaki güzel-hisli kısımların tekmili birden eşime aittir. O yüzden müsterih olunuz, hottii'li mekin meendizlik ruhuna halel gelmemiştir :P

Didem AVDAN said...

Blog dünyasında bir süredir ara verdiği yazılarının ardından, hazırladığı "kek"li blogla ve evliliğe dair "rasyonel" yorumlarıyla geri dönen meendiz'i tebrik ederim. Blogu yüzümde yeni evlilere özgü bi gülümsemeyle okudum sabah sabah! İki hususla noktayı koymak isterim:
1- Kekin tadına bakmak isteriz.
2- Evlilik kimsenin kimseyi "kek"lemediği durumda tadından yenmez bir lezzettir!