Saturday, June 07, 2008

Devlet kurumlarında verimlilik

Pasaport uzatma işlemi sırasında bir kez daha devlet kurumlarında verimlilik konusu kafama takıldı. Pasaport işlemi için web sayfasında doldurmanız gereken şöyle bir form var:



TC kimlik no'sunu girdikten sonra ayrıca kimlikteki her alanı da tek tek girmek zorundasın. Müracata giderken yanında kimliğin olması yetmez, kimlik fotokopisi de gerekir.

Aynı bilgiyi defalarca yazmak verimsiz olmanın yanısıra hata yapma olasılıklarını da arttırır. Bu tür verimsizlikleri biz belirtmezsek düzelmesi çok uzun zaman alır. O nedenle bilgi edinme sayfasına şöyle bir mesaj yazdım:
"Pasaport müracatı sırasında TC kimlik numarasının yanısıra kimlikteki tüm haneleri de tek tek yazmak zorundayız. TC kimlik numarasının bilinmesi yeterli değil midir?"
Web sayfası beni şöyle rahatlatıcı (!) bir mesajla karşıladı:
Warning: mysql_num_rows(): supplied argument is not a valid MySQL result resource in /home/ankem/public_html/online/ebilgiedinme/ebilgikisi.php on line 40
Warning: mysql_num_rows(): supplied argument is not a valid MySQL result resource in /home/ankem/public_html/online/ebilgiedinme/ebilgikisi.php on line 101
Warning: mysql_num_rows(): supplied argument is not a valid MySQL result resource in /home/ankem/public_html/online/ebilgiedinme/ebilgikisi.php on line 114

Sayın ŞAMİL KORKMAZ,

Göndermiş olduğunuz bilgiler elimize geçmiştir. En kısa süre içerisinde belirtmiş olduğunuz e-mail adresine yanıt gönderilecektir.
Umarım mesaj hakkaten ellerine geçer, webadmin'e saygılar sunarım (sayfa kolayca hack edilebilir gibi görünüyor). Cevabı heyecanla bekliyorum.

Benzer verimsizlik örneklerine hepimiz zaman zaman şahit oluyoruz. Devlete işimiz düştüğünde atmamız gereken taklaların büyük oranda (%90 diyelim) gereksiz olduğuna inanıyorum. Eğer verimliliği sağlarsak muhtemelen işler 10 kat hızlanır, gereksiz işlerle meşgul olan çalışanlar da daha anlamlı işlere koşarlar.

Saturday, May 24, 2008

Monty Hall Problem

To quench the thirst of my interest in probability, I am currently reading Chances are... Adventures in Probability. It talks about lots of probabilistic topics with real life examples and history. On pages 72-73 it discusses the Monty Hall problem, named after the host of the television game show Let's Make a Deal:

"You have been called down from your seat in the studio audience and now stand facing three doors: one conceals a car, the other two a goat each. You choose Door 1, the host now opens Door 3 and reveals a goat. Do you want to stick with your choice or switch to Door 2? Your train of thought would probably go like this: 'There were three doors available; now there are two. I don't know what's behind either door, so it's an even split whether the car is behind Door 1 or Door 2. There's no more reason to stick than to switch'.

Probability takes a different view. When you choose Door 1 there was a 1/3 chance the car was behind it and a 2/3 chance it wasn't. In opening Door 3, our host has not changed the original probabilities; there is still a 1/3 chance of its being behind Door 1 - which means there is a 2/3 chance of its being behing Door 2! You are twice as likely to win the car by switching your choice..."

Update (August 18th, 2011): It is much easier if you think this way (also checkout wikipedia for extensive treatment):
Imagine that there were a million doors. Also, after you have chosen your door; Monty opens all but one of the remaining doors, showing you that they are “losers.” It’s obvious that your first choice is wildly unlikely to have been right. And isn’t it obvious that of the other 999,999 doors that you didn’t choose, the one that he didn’t open is wildly likely to be the one with the prize?
Since I could not believe it, I decided to test this hypothesis by writing a computer program that would simulate the above show. And to my surprise, yes, they are right! In the screen capture below, I did 50 choices, switching my original choice at each run. As you see, my winning ratio was 68%, which is close to 2/3 (67%)


After that I tried the stick-with-your-original-choice strategy and as you can see, my winning ratio declined to 42% which is closer to 1/3 (33%)


If you want to try it out yourself, you can get the executable. You can also take a peek at the source code written with Deplhi 7.

Explanation [The Psychology of the Monty Hall Problem, Figure 1, p.5] (Thanks to Nart):

Argumentum per Fabula

Mantık hataları (logical fallacy aka bullshit) yöntemleri arasında bugüne kadar literatürde rastlamadığım bir metodu anlatmak istiyorum: Masalla ispat. Sanırım latince çevirisi "Argumentum per Fabula" olur. Örnekler:

* Bir uçak tasarım firması uçak kanatlarındaki kopma sorununu araştırıyormuş. Sonunda bir temizlikçi "bizim tuvalet kağıtları hiçbir zaman tırtıklı yerlerinden kopmuyor siz de kanatlara tırtık koyun" demiş ve firma batmaktan kurtulmuş. Neymiş, mühendislik problemlerini herkese danışarak çözmeliymişiz. Oldu canım, projeyi bitirmek için 100 yılınız varsa tabi, çok süper fikir (!)

* Karga ile tilki: Mesaj tam olarak ne? Üçkağıtçı olmak, aklı kıtları sömürmek mi özendiriliyor? Bu masal neden çocuklara anlatılır?

* Karınca ile ağustos böceği

* Dini içerikli pek çok masal

* Romanlardaki olay ve kişilere dayanarak ispat sunmak

Masalla ispatı farkedince ne kadar sık kullanıldığını da görmeye başladım. Bu bullshit yönteminde çoğu zaman kullanılan ispatın masal olduğu ifade edilmez. Dikkatli olmazsanız gözünüzden kolayca kaçar.

Birisi iddasını güçlendirmek için masal kullandığında siz de hemen karşı bir masal uyduruverin ki işin saçmalığı görülsün. Örneğin uçak masalı için "Bir başka uçak firması da temzlikçinin 'bizim kağıt uçaklar süper uçuyor' önerisini dinleyip kanatları kağıttan yapmış ve firma batmış" masalını ortaya atabilirsiniz, nasıl olsa sallamak serbest. Hep biz mi mantıklı olacağız kardeşim (!)

Saturday, May 17, 2008

Orjinal bir hiciv

Nacizane'de Yahya Kemal:

"1944 yılından beri Üsküdar'da, Barbaros meydanında büyük Türk denizcisi Barbaros Hayrettin Paşa'nın anısına bir Barbaros anıtı bulunmaktadir. Ama mevzuat nedeniyle paşanın heykeli denize değil, meydana dönük olarak yerleştirilir. Bu açığı kapatmak için olsa gerek kaidenin denize bakan yönündeki (heykelin arkasındaki) kitabeye de Yahya Kemal'in Süleymaniye'de bir bayram sabahı adlı şiirini koyarlar:

Deniz ufkunda bu top sesleri nereden geliyor?
Barbaros, belki, donanmayla seferden geliyor!
Adalardan mı, Tunus'tan mı, Cezayir'den mi?
Hür ufuklarda donanmış iki yüz pare gemi
Yeni doğmus aya baktıkları yerden geliyor
O mübarek gemiler hangi seferden geliyor?

Dizelerine karşılık bir gün o meydanda dolaşan ve Yahya Kemal'den hiç hoşlanmayan Neyzen Tevfik bu tuhaf duruma hemen bir hiciv yazıvermiş:

Edebi bilgini Hayrettin kaptan
Beş asır önceden biliyor gibi,
Ikına ıkına yazdığın şiire
Barbaros kıçını siliyor gibi..."

Kadercilik

Geçenlerde arkadaşlarla sohbet ederken konu batı ve doğu arasındaki kader algısı farkına geldi. Doğuya doğru gittikçe bireysellikten sürüselliğe gidildiği gibi "kaderimi kendim belirlerim" anlayışından "kader utansın" anlayışına kayılıyor. Batıda fukaralık kişisel başarısızlık sayılırken doğuda kadersizlik kabul edildiyor, daha sempatik karşılanıyor. En güzel göstergelerden biri "inşallah" (God willing) ifadesinin ne kadar sıklıkla kullanıldığıdır. Hoş bir anekdot (Multiculturalism: They don't think like us):
"I remember giving a pep talk to my students before a crucial exam, 'You are all going to pass the exam, right?' 'Inshallah teacher.' 'No, no!' I shouted, 'No inshallah. Study!'"
Düşünüyorum da bu "inşallah" felsefesi büyük ihtimalle maddi imkansızlıklardan daha çok bireyi çaresiz bırakan bir kültür ve yönetimin eseridir. Birey kendisine "büyükleri" veya "toplum" tarafından dayatılan düşünceler küresinin dışına çıkmamalıdır, hatta bunu iştahla savunmalıdır da. Karşılığında sürünün konforu sunulur ki bu konfor düşünmeyi öğrenmemişler için candan kıymetlidir. YouTube'a erişimin engellenmesinden kadınların yanlarında bir erkek olmadan dışarı çıkmasının yasaklanmasına kadar geniş bir yelpazede seyreden yöntemlerle sonunda her cümlesini "inşallah" ile bitiren kişiler meydana getirilir. Ama küçük insanlarla da büyük işler yapmak mümkün değildir. Bu sıkışmışlık içinde "Avrupa duy sesimizi" sloganları anlık rahatlamalar, semptomatik tedaviler sağlar.

Tabi devran dönüyor, yeni günün ışığında kralın ne kadar da çıplak olduğu görülüyor. Eskiden herkesin ses çıkarmadan, çok doğalmış gibi sineye çektiği şeyler batmaya başlıyor. Küçük adam artık dinlemiyor.

"Du bist krank, sehr krank, kleiner Mann. Es ist nicht deine Schuld; aber es ist deine Verantwortung, dich von deiner Krankheit zu befreien!" -- Wilhelm Reich, Rede an den kleinen Mann

mp3: Satia (from GL show)

Friday, May 16, 2008

21 Rules of Thumb for Shipping Great Software on Time

21 Rules of Thumb for Shipping Great Software on Time:

"You should reward and treasure those who consistently make themselves aware of the list of relevant things that are currently unknown. It requires mental and psychological strength to resist the normal human cravings for certainty and order. It especially difficult to believe in uncertainty when things have a veneer of orderliness, which is often the case. Pseudo-order is a maladapted defense against uncertainty."

"The organization surrounding you will undoubtedly abhor uncertainty, would infinitely prefer pseudo-order and will make countless attempts to magically convert your ignorance to knowledge. Your job is to make uncertainty an unshakable fact, and to coerce the reshaping of the surrounding organization to cope with the uncertain situation. The organization must learn to thrive in an uncertain environment for its own well being."

"...with each slip, you and your team are spending your credibility. It is essential that after a slip, the next milestone be hit. This is so the team believes in their ability to manage the project, and so that the reserves of credibility are rebuilt for later consumption."

Total Commander Tricks

* Enabling subversion overlay icons:


* Using different colors for different file types increases efficiency by reducing the time to locate them. For example, I usually work with Visual Studio and Simulink. This means that I need to work with *.sln and *.mdl files. If the directory is crowded, it is hard to find them. I colored them in orange and now it is easy:


More tips at Guide to Efficient Use of Total Commander

My previous Total Commander tips